volkan tokmak

Ordan, burdan, şurdan…

Archive for the ‘Şiir’ tag

Geliyor Sıram

leave a comment

Geliyor sıram
ansızın atlayacağım boşluğa
ne çürüyen etimden haberim olacak
ne gözlerimin çukurunda dolaşan böceklerden

durup dinlenmeden ölümü düşünüyorum
sıram yakın demek.

10 Eylül 1961, Laypzig

Nazım Hikmet

Written by Volkan Tokmak

Aralık 26th, 2009 at 6:38 pm

Sürgün

leave a comment

kendine sürgün
bir garip kişiyim;
sabah akşam imza veren.
bilmemem gereken
şeyler öğrendim;
taraf tutmaz
tanrı bilirim
kaybetmekten
korktuğu için.

sorular sordum
sormamam gereken.
kendime bir
kefen biçtim
kendi tenimden.
sınırlarımı aşmak
yasaktır bana.
yoksul yüreğim
en kuytu kahvem.

acıya tezhibim,
hüzne redif.
yalnızlığın gözlerine
sürme çeken
öyle biriyim ki;
geceleri uykusuz
kuyuları dinleyen.
adım büyücüye
çıktı bu yüzden.

kendine sürgün
bir garip kişiyim;
kutsallığı zincir gibi
parmağında çeviren.
umudu depremden,
aşkı külden
bekleyen benim
aranızda
yerim yok zaten.

heybesinde yılan
işaretleri,
baldıran zehiri
yüzüğünün içinde
ve yanında
kav taşıyan ben;
tekinsizim size göre
ibret için
yakılması gereken.

merhabam kalmadı
kimseyle.
haç çıkardım
namaza dururken.
herkes tanır beni
alnımdaki döğmelerden.
inançsızım, dinsizim
yeminle yalan
ikiz kardeşken.

kendine sürgün
bir garip kişiyim;
bulanık sularda
yüzünü ararken sevda,
bir tutam saç derisiyle
uçuşurken rüzgarda.
her şey ne kadar
kendisidir düşünün
hızla kokuşurken dünya!

rıh dökülürken
kan damlalarına,
cesetler gördüm
irmak boylarında
çalıların arasında.
faili meçhul
cinayetler bilen
çaresiz bir adamım
adını bile kekeleyen.

bilmemem gereken
şeyler öğrendim.
sorular sordum
sormamam gereken.
gördüm apaçık
görmemem gerekeni.
söylenmezi söyledim.
suçum büyük
ve taammüden.

Metin Altıok

Written by Volkan Tokmak

Aralık 17th, 2009 at 2:01 am

Değil

leave a comment

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum

Can Yücel

Galiba ben de yoruldum…

Written by Volkan Tokmak

Aralık 17th, 2009 at 1:31 am

Aşk üstüne…

leave a comment

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

NAZIM HİKMET

Written by Volkan Tokmak

Kasım 12th, 2009 at 12:05 pm

Anladım…

leave a comment

bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım..
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını,anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım…
ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım…
bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım…
fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım…
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım…
“sana ihtiyacım var, gel !” diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana “git” dediğimde anladım…
biri sana “git” dediğinde, “kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım…
sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…
özür dilemek değil, “affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım…
ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım…
ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım…
’sevgi emekmiş’,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

can yücel

Can babayı bu güzel şiiriyle bir kez daha anmak istedim. Sen ne büyük bi üstadmışsın be baba, şiirlerin sanki bizleri anlatıyor.

Written by Volkan Tokmak

Kasım 11th, 2009 at 6:52 pm

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes