Archive for the 'Güncel' Category

BMO sürecine dair…

Yoğun çalışmalarımızın şube seçimlerinden sonra EMO genel kurulunda da meyvesini vermesini görmek inanılmaz heyecanlı ve gurur vericiydi. Bilgisayar Mühendisleri Odası kurulum sürecini EMO genel kurulundan da geçirdikten sonra şimdi sıra TMMOB’a geliyor. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederiz.

Biz değilsek kim? Şimdi değilse ne zaman?

Buyurun önergemizin oylanmasını izleyin.

BMO Önergesi Kabulu from Bilgisayar Mühendisleri Odası on Vimeo.

Google Play(Market) dosya upload sorunu

Google Play(Market)’e üye olduktan sonra uygulamanızı yükleme aşamasına geçtiğinizde eğer uygulamanıza ait ekran görüntüleri eklemek isterseniz aşağıdaki hatayı alabilirsiniz.

“Unable to parse response. If you have a browser extension or add-on installedwhich changes the JSON response, please disable and refresh this page.”

Panik yapmayın, üyelik işleminizin onaylanmasından sonra bu sorun ortadan kalkacaktır :)

Sivas Canlarına…

Sivas’ta 37 ler yandı kül oldu,
Onlar yanmadı birer gül oldu,
Hakkın verdiğini hani hakk alırdı?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Akşamdan kalsam sabaha diz çöksem yerde,
Camii ben, ben camii olsam bir yerde,
İnsan öldürsen etsen bin tövbe,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Bir koyun oldum aldın canımı,
Pişirdin etimi neden yemedin?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Allah’tan gayrı dostumuz yoktu.
Madımak’ta dedin Allah yoktur..
Allah yolu için Yakın! dedin,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Günahımız ‘Muhammed’, ‘Ali’ miydi?
12 İmamın güllerimiydi?
Neden kıydın Can’a bilebildin miydi?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?

Can YÜCEL

Bilgisayar Mühendisleri Odası’nı Kuruyoruz!

Hrant SES – SİZ

Video – ERHAN ARIK

Editing – ALPER ŞEN

Music – KARDEŞ TÜRKÜLER

Metin Göktepe: Bu yürek hiç susmayacak

Metin Göktepe, “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar” dedi. Her zaman ki inatçılığıyla, fotoğraf makinesini, kalemini ve kâğıdını alıp yola çıktı. Tarih, 8 Ocak 1996’ydı ve o günden beri Metin Göktepe’nin kalemi hiç susmadı…

Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe’nin katledilişinin 16. yılını bugün geride bırakıyoruz. Gazeteciliğin tutuklanmakla, baskıyla ve sansürle en fazla imtihan ettiği bu dönemde Metin Göktepe bir kez daha bizlere sesleniyor: “Gazeteciyim” ve “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar.”

“Bu haberi mutlaka takip etmeliyim arkadaşlar”
8 Ocak günü Ümraniye cezaevinde öldürülen iki devrimcinin cenaze töreni vardı. Haberi takip edecekler listesinde adı olmayan Metin Göktepe büyük bir inatçılıkla habere yazdırdı kendini ve ekledi; “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar.”

metin-goktepe_99210.jpg

Haberi yaparken iş bölümü yaptığı Evrensel muhabirlerinden ayrılan Metin Göktepe, diğer basın kuruluşlarından arkadaşlarıyla cenazeyi takip etmek için elinden geleni yaptı. Herkes polislerin “sarı basın kartı zorunluluğuna” ikna olurken, o inatçılığını sürdürdü ve sonunda gözaltına alındı.

Gözaltında olduğu Eyüp Kapalı Spor salonunda polislerin vahşice saldırısına maruz kaldı defalarca. Olayın görgü tanıkları, polislerin “gazeteciye özel muamele” yapılmasını istemelerine defalarca şahit oldular. Göz göre göre gözaltında işkenceye uğrayarak hayatını kaybetti Göktepe…

“Gözlerim görmüyor” dedi ama…
Göktepe’nin “gözlerim görmüyor, durumum iyi değil” sözleri de fayda etmedi. Polisler, yoğun işkence sonrasında fenalaşmasına rağmen hastaneye götürmeyince, genç gazeteci Göktepe hayatını kaybetti.

Her şey ortadaydı, ancak önce dönemin Başbakanı Tansu Çiller, “gözaltında bile değilmiş”, “teröristmiş”, “militanmış” dedi. Sonrasında dönemin İçişleri Bakanı da benzer açıklamalarda bulundu. “Çay bahçesinde öldü” denildi, “duvardan düştü” denildi.

“Beyin kanaması ve kırık bir kaburga”
Ancak bu söylemlerin hiçbirinin doğru olmadığı çıktı ortaya. Metin, kafa travmasına bağlı beyin kanaması sonucunda hayatını kaybetmişti. İşkence sonucunda vücudunun her yeri morluklar içindeydi. Bir kaburgası da işkence sırasında kırılmıştı Metin’in…

Metin Göktepe’nin cenazesi binlerin katıldığı bir cenaze töreni ile toprağa verilirken binlerce yakını ve gazeteci hep bir ağızdan haykırdı; “Hepimiz birer Metin’iz” diye. Gazetesi Evrensel, “Bu yürek hiç susmayacak” manşeti attı onun için.

Demirel: “Cinayeti polis işlemiştir tabirini beğenmiyorum”
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olayla ilgili yaptığı açıklamada; “Cinayeti polis işlemiştir tabirini beğenmiyorum. Hadiseleri kendi sınırları içinde mütalaa etmeliyiz. Münferit hadiselerden netice çıkarırken, devleti yargılamayalım. Yargılanacak olan suçu kim işlemişse odur. Polis teşkilatını yargılamamız yanlıştır. Ama üstünde polis üniforması olan A veya B şahsı işlemişse, yakasına yapışırız. Cinayet örtbas edilemez” dedi.

49 polis yargılandı
Olayın ardından İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan fezlekede 49 polisin yargılanması istendi. Daha sonra dava İstanbul’dan Aydın’a alındı. Kısa süre geçtikten sonra dava bu ilden de Afyon iline alındı.

Mahkeme 24 Ocak 1997 tarihinde müdahil avukatların haberi olmadan sanık polislerin ifadelerini gizlice aldı.

Sadece 6 polis ceza aldı
Metin’in ölümünün ardından yargılanan 49 polisten sadece altısı, 7 yıl 6 ay gibi düşük bir hapis cezasına çarptırıldı. Polisler, daha sonra çıkan af yasasından yararlanarak 1 yıl 8 ay hapis yattıktan sonra serbest kaldı. Metin Göktepe’nin katilleri arasında bulunan 6 polisin ceza almış olması ülke tarihinde bir ilk olmuş ve ilk kez gazeteci katilleri ceza almıştı.

Göktepe’nin gerçeğin peşinde, dürüst ve devrimci gazeteciliği, gazetecilerin büyük kısmının AKP’ye teslim bayrağı çektiği, çekmeyenlerinse hapisle burun buruna olduğu bugünlerde daha da önemli.

Kaynak: haber.sol.org.tr

8 Ocak 1996…

Metin’in kafasında bir darp var
Polis karakolundan morga kadar
Mosmor
Bir darbe var
Yüreğimizde, beynimizde
Soruyor bir işaret fişeği
Biz ölerek mi yaşamayı
Öğreneceğiz hala

Can YÜCEL

Bilmeyenler için yazıyorum;
Metin Göktepe, “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar” dedi. Her zaman ki inatçılığıyla, fotoğraf makinesini, kalemini ve kâğıdını alıp yola çıktı. Tarih, 8 Ocak 1996’ydı ve o günden beri Metin Göktepe’nin kalemi hiç susmadı…

Ah Can baba bu kadar kısa bir yazıyla yürekleri dağlamayı nasıl başardın sen?

Ubuntu 10.04 jdk sorunsalı…

Ubuntu 10.04 kurup da JDK ve JRE yüklemeye çalıştıysanız eğer, depolarda bu paketlerin olmadığına dair bir hata mesajı alabilirsiniz. Kubuntu 10.04 ve Ubuntu türevi dağıtımlarda da aynı sorunla karşılaşmış olabilirsiniz. JDK ve JRE yükleyebilmemiz için öncelikle terminali açıyoruz ve aşağıdaki komutları sırasıyla çalıştırarak sorunu aşmış oluyoruz.

Herkese kolaylıklar…

Ricardo Moyano – Kara Toprak

Aşık Veysel’i ölümünün 37. yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Languages By Keyboard

Bir programcının klavyesine bakarak hangi dili en çok kullandığını anlamak mümkünmüş. Şu sitede gördüğüm tanımlamalara bakınca bunun mümkün olduğunu hepiniz anlarsınız sanırım, gayet mantıklı :D

Buradan bilindik birkaçını tanımlayacağım gerisi için ise bağlantı adresini vereceğim.

  • C Programcısı: ‘*’ ve ‘;’ tuşları yıpranmıştır.
  • C++ Programcısı: ‘>’ ve ‘<’ tuşları yıpranmıştır.
  • Haskell Programcısı: ‘-’ ve ‘>’ tuşları yıpranmıştır.
  • Ruby Programcısı: ‘e’, ‘n’ ve ‘d’ tuşları yıpranmıştır.
  • Python Programcısı: ‘tab’ tuşu yıpranmıştır.
  • Objective-C Programcısı: ‘s’, ‘e’, ‘l’, ‘f’, ‘[', ']‘, :’ ve ‘;’ tuşları yıpranmıştır.
  • SQL Programcısı: ‘s’, ‘e’, ‘l’, ‘c’, ve ‘t’ tuşları yıpranmıştır.(Çoğunlukla, ‘a’,'n’,'d’)
  • Java Programcısı: ‘p’, ‘u’, ‘b’, ‘l’, ‘i’, ve ‘c’ tuşları yıpranmıştır.
  • XML Programcısı: ‘>’, ‘<’, ve ‘/’tuşları yıpranmıştır.

Peki siz hangi programcı kategorisindesiniz?

Kaynak: c2.com Devamına bu siteden bakabilirsiniz.