Kısa yaşamına sığdırdıklarıyla, yaptıklarıyla büyük sevgi ve saygı duyduğum bir insan olan Ernesto Che Guevera‘yı anlatan Motorsiklet Günlükleri film müziği. Çok beğenmiştim filmi ve uzun bir süre sonra müziğine rastlayıp mest olmak da ayrı bir keyfi kattı. Blogunda paylaşan ve farketmemi sağlayan Memet Harun ÖZER‘e teşekkürler
Archive for the 'Film' Category
Güzel ve etkileyici bir kısa film çalışması olmuş. Gerçekten de bu filmde olduğu gibi anlatımlarımızda kelimeleri farklı bir biçimde kullansak etkileyiciliği daha mı artıyor? Bu kısa filmde adamın “Benim tabelama ne yaptın?” sorusuna karşılık, bayan “Aynısını yazdım, ama farklı kelimelerle…” diye cevap veriyor ya, birine “Geri dön!” dediğimizde gelmiyorsa geri bu etkiyi bu filmdeki gibi yaratacak hangi kelimeleri seçebiliriz ya da gerçekten de bu etkiyi farklı kelimelerle verebilir miyiz?
Son zamanlarda Türk sinemasında bir gelişme farkediyorum. Eskiden sorgulanamayan şeyleri yavaş yavaş sorgulayıp eleştirme başarısını göstermeye başladı artık yapımcılar. Kağıt, Sinan Çetin’in yakın zamanda çıkacak olan filmi de devletin yasaklarını sorgulayan bir film olma özelliğini taşıyor. Filmin sinopsisinde(senaryo özeti-ben de yeni öğrendim bu anlama geldiğini filmin sitesinde gördüm kullanayım dedim çaktırmayın-) şu şekilde yazıyor; “Saçma bir kanunu kör bir inatla uygulayan bir küçük memur. Bu saçma kanun karşısında ilk defa tevekkülle boyun eğmeyen bir genç adam. Kanun zedelerin, yanlış kanunlar karşısında hakkını kim koruyacak?“. Senaryo çok tanıdık değil mi her gün görmeye alıştığımız olaylar.
Kadrosunda Ayşen Gruda, Zafer Ergin gibi usta oyuncuların yanında Fatoş Seymen(Seğmen) -neden diye sormadım değil- gibi bir televole oyuncusu da var. Onun dışında müzikleriyle beni mest eden Mazlum Çimen de kadroda bulunuyor. Benim için ayrıca filmi izleme sebebi.
Her neyse efendim filmin sinemalara teşrif etmesini sabırsızlıkla bekliyorum diyebilirim. Ayrıca, fragmana göre gidilip görülmesi gerekir diye düşünmekteyim.
Dip not: web sitesine ulaşmak isteyenler için geliyor http://www.kagit-film.com/
Türkiye’nin en önemli film festivallerinden “Ankara Uluslararası Film Festivali”nin 20.si 12 Mart tarihinde başladı. 22 Mart’a kadar sürecek olan festivalde saat 12:00 de ilk gösterimi başlayıp, son gösterimi 21.30 da başlayacak olan değişik filmler sizleri bekliyor. Bunlardan birisi uluslararası çapta birçok ödül alan “Sonbahar” filmi. “Sonbahar” 20 Mart Cuma günü saat 19.15′te Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda. Diğer film gösterimleri ise yine Kızılay Büyülü Fener Sineması ve Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde olacak. Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda gösterilecek filmlerin fiyatları saatlerine göre değişiklik gösteriyor. 12:00 seansı: 2.5 TL, 14:30-17:00 seansları: 5 TL, 19:30-21:00 seansları: 10 TL. Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gösterilecek tüm gösterimler ise ücretsizdir. Detaylı bilgi için festival web sitesi ve broşürüne göz atabilirsiniz. İyi seyirler
Bir önceki yazımda Sonbahar filminin sonundaki insanın içini en derinlerinden sızlatan ağıttan bahsetmiştim. O ağıtın hem Hemşince hem Türkçe sözlerini ekşi sözlükten buldum. Ağıtı dinleyin siz de bana hak vereceksiniz…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Hemşince:
aye aye orti…
da kezigi madağ ellim ori…
aye aye orti…
aşun ağavü dzermın eyev ta orti…
aye ayee orti..
dase dayi dzagin meçe orti…
menadzerta orti…
sirded petedzavta orti,
daim yusuf orti…
hokid dard unedi yu orti,
indzi aselçakkarçerta orti…
aye aye orti..
daim yusuf orti…
cermag cadgig u ergen kentit orti…
madağ ellim orti…
aye aye orti…
daim yusuf orti…
da kezi oma omar çkaar orti.
kidetita orti…
anu oma tdzerman
kenadzerta lernive orti…
aye aye orti…
daim yusuf orti…
Türkçe:
gel oğul gel.
sana kurban olayım oğul.
gel oğlum yusufum gel.
sonbahar geçti de, kış mı geldi oğul…
on yıl bir delikte kaldın da oğul,
yüreğin mi çürüdü oğul,
benim yusufum oğlum.
yüreğine kurban olayım oğul.
gel oğlum yusufum gel.
büyük derdin vardı da oğul,
bana söyleyemedin mi oğul,
gel oğlum yusufum gel
benim yusufum oğlum.
bembeyaz alnına ve uzun burnuna oğul
kurban olayım ben oğlum
gel oğlum yusufum gel.
senin için bahar olmadığını biliyordun da oğul
o yüzden mi kışın yaylaya çıktın oğul
gel oğlum yusufum gel
benim yusufum oğul.
Son zamanlarda, hatta diyebilirim ki 2008 yılı içinde yapılmış en iyi filmdi. Film gerçekten çok etkileyiciydi, insanı kendinden alıp başka diyarlara götürüyordu en başından beri. Filmin geçtiği mekan, müzikler harikaydı gerçekte. Filmi izlerken yaşadığımız tek olumsuzluk seslerin ara ara kesilmesi, projeksiyonun önünden birilerinin geçmesi ve arasıra bazı hoparlörlerin çalışmamasıydı. Tabi bu tamamen “Kızılırmak Sineması“nın çalışanlarının bizim için hazırladığı bir süpriz gibiydi. Bazı diyalogları kaçırsak da filmden çok etkilendim. Özellikle kendi ölümünü bekleyen bir insanın köyünde ölen birisinin cenazesine giderken yarı yoldan dönmesi ve Yusuf’un ölümünde her ne kadar sözlerini anlamasak da insanın tüylerini diken diken ettiren “Daim Yusuf orti(Benim Yusuf’um oğlum)” isimli fonda söylenen ağıttı. Filmin DVD’sinin çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum tekrar tekrar izlemek için. Bence herkes gidip görmeli…
Ayrıca filmde insanın özüne dokunan öyle şeyler vardı ki, örneğin Yusuf ve Eka’nın birbirlerinden haberi olmadan televizyonda Anton Çehov‘un Vanya Dayı adlı oyununu izlerken orada geçen repliklerdi.
ne yapabiliriz? yaşamak gerek!
yaşayacağız vanya dayı. çok uzun günler, boğucu akşamlar geçirecegiz.
alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz.ecel saati gelip çatınca da uysalca ölecegiz ve orada, mezarin ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz…
(vanya dayı’dan – çehov, ataol behramoğlu çevirisi)
kaynak: ekşi sözlük
Bunun yanında filmin sonunda ekranda beliren şu cümleydi insanın tüylerini diken diken ettiren:
Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…
ve Eka’nın Yusuf’a söylediği şu sözler:
Sen şimdi hayatının en güzel yıllarını sosyalizm istedin diye hapiste geçirdin? Sen delisin?
Düşlerinin peşinde koşan insanlar birer birer hayatlarının en güzel yıllarını hapiste geçirdiler ve hayata dönüş adı altında ölüme koşturdular, kimsenin haberi olmadan…
Filmi merak edenler için konusu:
Yusuf 1997 yılında 22 yaşında üniversite öğrencisi iken girdiği cezaevinden, 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Yusuf ‘u, cezaevinden çıkıp geldiği Doğu Karadenizde ki köyünde bir tek yaşlı ve hasta annesi karşılar. O cezaevinde iken babası ölmüş, ablası ise evlenip büyük bir kente taşınmıştır.
Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığı bu dağ köyünde Yusuf bir tek çocukluk arkadaşı Mikail ile görüşmektedir. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği günlerde, Yusuf Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu iki insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve kendi yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür. Eka içinse Yusuf bu dünyadan çok uzakta, hatta şimdiki zamanda yaşamayan, Rus romanlarından kaçmış bir karakterdir.
90 sonrasını arka planına alarak bir dönemin ironisini, acımasızlığını ve gerçekliğini ele alan filmde, yakın tarih hem belgeleniyor hem de eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor.