Sonbahar (Film)

Son zamanlarda, hatta diyebilirim ki 2008 yılı içinde yapılmış en iyi filmdi. Film gerçekten çok etkileyiciydi, insanı kendinden alıp başka diyarlara götürüyordu en başından beri. Filmin geçtiği mekan, müzikler harikaydı gerçekte. Filmi izlerken yaşadığımız tek olumsuzluk seslerin ara ara kesilmesi, projeksiyonun önünden birilerinin geçmesi ve arasıra bazı hoparlörlerin çalışmamasıydı. Tabi bu tamamen “Kızılırmak Sineması“nın çalışanlarının bizim için hazırladığı bir süpriz gibiydi. Bazı diyalogları kaçırsak da filmden çok etkilendim. Özellikle kendi ölümünü bekleyen bir insanın köyünde ölen birisinin cenazesine giderken yarı yoldan dönmesi ve Yusuf’un ölümünde her ne kadar sözlerini anlamasak da insanın tüylerini diken diken ettiren “Daim Yusuf orti(Benim Yusuf’um oğlum)” isimli fonda söylenen ağıttı. Filmin DVD’sinin çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum tekrar tekrar izlemek için. Bence herkes gidip görmeli…

Ayrıca filmde insanın özüne dokunan öyle şeyler vardı ki, örneğin Yusuf ve Eka’nın birbirlerinden haberi olmadan televizyonda Anton Çehov‘un Vanya Dayı adlı oyununu izlerken orada geçen repliklerdi.

ne yapabiliriz? yaşamak gerek!

yaşayacağız vanya dayı. çok uzun günler, boğucu akşamlar geçirecegiz.
alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz.

ecel saati gelip çatınca da uysalca ölecegiz ve orada, mezarin ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz…

(vanya dayı’dan – çehov, ataol behramoğlu çevirisi)

kaynak: ekşi sözlük

Bunun yanında filmin sonunda ekranda beliren şu cümleydi insanın tüylerini diken diken ettiren:

Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına…

ve Eka’nın Yusuf’a söylediği şu sözler:

Sen şimdi hayatının en güzel yıllarını sosyalizm istedin diye hapiste geçirdin? Sen delisin?

Düşlerinin peşinde koşan insanlar birer birer hayatlarının en güzel yıllarını hapiste geçirdiler ve hayata dönüş adı altında ölüme koşturdular, kimsenin haberi olmadan…

Filmi merak edenler için konusu:

Yusuf 1997 yılında 22 yaşında üniversite öğrencisi iken girdiği cezaevinden, 10 yıl sonra sağlık nedenleriyle tahliye edilir. Yusuf ‘u, cezaevinden çıkıp geldiği Doğu Karadenizde ki köyünde bir tek yaşlı ve hasta annesi karşılar. O cezaevinde iken babası ölmüş, ablası ise evlenip büyük bir kente taşınmıştır.

Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığı bu dağ köyünde Yusuf bir tek çocukluk arkadaşı Mikail ile görüşmektedir. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği günlerde, Yusuf Mikail ile gittiği bir meyhanede fahişelik yapan genç ve güzel Gürcü kızı Eka ile karşılaşır. Farklı dünyalardan gelen bu iki insanın birlikteliği için ne zaman ne de koşullar uygundur. Yine de Yusuf için aşk son bir kez hayata tutunma ve kendi yalnızlığından sıyrılma çabasına dönüşür. Eka içinse Yusuf bu dünyadan çok uzakta, hatta şimdiki zamanda yaşamayan, Rus romanlarından kaçmış bir karakterdir.

90 sonrasını arka planına alarak bir dönemin ironisini, acımasızlığını ve gerçekliğini ele alan filmde, yakın tarih hem belgeleniyor hem de eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor.

2 Responses to “Sonbahar (Film)”


  • soundracklarını bulmak lazım filmin gerçekten harikalar.filimmi? yeşili izlemek için bile değer

  • Film tek kelimeyle harikaydı ve kendi içinde birkaç hikaye çıkaracak birkaç filme konu olabilecek kadarda zengin. Yusuf’un hikayesi dışında Eka’nın ayrı Mikailin ayrı bi hikayesi vardı. İyi senaryo ve kurgu, iyi oyunculuk… İçimi yaktı bu film….

Leave a Reply

You must login to post a comment.